Çene Eklemi ve Stabilizasyon

Çene eklemi, konuşmadan çiğnemeye kadar gün içinde defalarca çalışan ve vücudun en yoğun kullanılan eklemlerinden biridir. Bu bölgede oluşan ağrı, ses veya kısıtlı hareket genellikle dişsel kapanış bozukluklarıyla birlikte ilerler. Stabilizasyon tedavisi, eklemi doğru konuma taşıyarak kas dengesini yeniden kurmayı amaçlar.

Çene Eklemi ve Çene Eklem Rahatsızlıkları Nedir?

Alt çene kemiğini kafatasına bağlayan temporomandibular eklem, kulak önünde yer alan ve hem menteşe hem kayma hareketi yapabilen özel bir yapıdır. İki kemik yüzeyi arasında yastık görevi gören disk sayesinde çene hem aşağı yukarı hem ileri geri hareket edebilir. Bu dengeli çalışma bozulduğunda ortaya çıkan tabloya çene eklem rahatsızlığı adı verilir. Sorun her zaman eklemin kendisinden kaynaklanmaz. Kas kökenli spazmlar, diskin yerinden kayması, kemik yüzeylerinde başlayan yıkım ve dişsel kapanış bozuklukları tek başına ya da birlikte görülebilir. Bu nedenle teşhis aşamasında yalnızca ekleme değil, çevresindeki kas grubuna ve hastanın kapanış ilişkisine de bakılır.

Eklemde Ağrı ve Ses Normal Mi?

Birçok kişi eklemlerde olan sesin ve ağrının ya farkında değil ya da normal olduğunu kabullenmiş durumdalar. Ancak tatbikîde bu durumu normalleştirmemeliyiz. Ağrı vücudumuz için çok önemli bir uyaran. Bize neler olup bittiğini ya da bir terslik olduğunu kendi diliyle anlatmak istemesi olarak yorumlayabiliriz. Hafif kas kaynaklı şikâyetler dinlenmeyle gerileyebilir. Buna karşın ağrı tekrarlıyorsa, çene hareketlerine ses eşlik ediyorsa ya da tablo üç haftayı aşmışsa kendiliğinden geçmesini beklemek ekleme binen yükü artırır. Erken dönemde yapılan bir muayene, ilerleyen aşamalarda çok daha kapsamlı bir tedavi gerektirebilecek sürecin önüne geçebilir.

Çene Ekleminde Neden Ağrı Oluşur?

Ağrıya birçok parametre neden olabilir. Dişsel problemler aslında bunun en büyük tetikleyicisi diyebilirim. Kapanışın tam olarak ideal olmaması ya da dişlerde oluşan erken temaslar, çenenin ideal pozisyonda kapanmasının önüne geçer. Bu durum çocukluk döneminde dişlerin tamamlanmasıyla başlayıp erişkin hayatı boyunca yanlış kapanış olarak devam edebilir. Kasların ve eklemin bu duruma adaptasyonu nedeniyle oklüzyondaki kaydırma fark edilemeyebilir, hatta artık normal kapanış olarak algılanabilir. Ancak bu durum vücudun ve eklemin yeterli yorgunluk seviyesine ulaşmasıyla ağrı olarak geri dönecektir. Stres kaynaklı diş sıkma, uyku sırasındaki gıcırdatma ve bozuk postür alışkanlıkları da bu yorgunluğu hızlandıran etkenler arasındadır.

Çene Eklem Rahatsızlıklarının Belirtileri Nelerdir?

Şikâyetler her hastada aynı şiddette başlamaz. Kimi hastada tek belirti ağız açarken duyulan bir tıklama sesiyken, kimi hastada tablo baş ağrısı ve boyun tutulmasıyla birlikte ilerler. Belirtilerin bir kısmı diş hekimliğiyle ilişkilendirilmediği için hastalar önce farklı branşlara yönelebilir. Sık karşılaşılan bulgular şunlardır:

  • Çiğneme sırasında hissedilen çene ağrısı,
  • Ağız açıp kaparken duyulan tıklama veya sürtünme sesi,
  • Sabah uyanıldığında şakak ve boyun bölgesinde beliren ağrı,
  • Kulakta dolgunluk hissi ve nedeni açıklanamayan baş ağrısı,
  • Ağzın eskisi kadar açılamaması veya çenenin bir tarafa kayarak açılması.

Bu bulgular tek başına değerlendirildiğinde başka rahatsızlıklarla karışabilir. Belirleyici olan, şikâyetlerin çene hareketleriyle ilişkili olarak artması ve gün içinde tekrarlamasıdır. Birden fazla belirtinin bir arada görüldüğü hastalarda çene eklem bozukluğu açısından ayrıntılı bir muayene yapılması gerekir.

Stabilizasyon Splinti Nedir?

Stabilizasyon splinti, çene eklemini doğru pozisyonda tutmak ve kas dengesini yeniden kurmak amacıyla kullanılan, dişlere oturan sert yapılı bir plaktır. Çene eklem ağrısı sorunları için hem ağrıyı azaltır hem de ekleme binen yükü dengeler. Plak hastanın ölçüsü alınarak kişiye özel hazırlanır ve tüm dişleri aynı anda temas ettirecek biçimde ayarlanır. Piyasada bilinen yumuşak gece plaklarından farklı olarak bu plak esnemez. Sert yapısı sayesinde çene, kasların yönlendirdiği alışılmış konuma değil, eklemin fizyolojik olarak olması gereken konumuna oturur. Kontrol seanslarında plak üzerindeki temas noktaları düzenlenerek tedavi süreci adım adım yönlendirilir.

Stabilizasyon Tedavisi Nedir?

Öncelikle en büyük etken olan dişsel erken teması ortadan kaldırarak başlarız. Bu amaçla splint kullanılmaktadır. Splintler sadece erken teması ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda kasların dengesiz kasılması ve asimetrik kapanışların da tedavi edilebilmesine olanak tanır. Ancak tek başına eklem splinti tedavisi yeterli olmayabilir. Aynı anda beden farkındalığı, postür ve kaslardaki spazmların ya da anomalilerin çözülebilmesi amacıyla fizyoterapistle beraber çalışılması gerekebilmektedir. Bu iş birliği, çene bölgesindeki şikâyetin boyun ve omuz kaynaklı bir zincirin parçası olduğu vakalarda kalıcı sonuç alınmasını sağlar.

Stabilizasyon Splinti Nasıl Kullanılır?

Stabilizasyon splinti, hekimin önerdiği kullanım şekline uygun olarak gün içerisinde düzenli şekilde kullanılmalıdır. Splint, yemek yerken de ağızda kullanılabilir. Bu nedenle yemek sırasında çıkarılması gerekmez ve günlük kullanım rutinine kolaylıkla dahil edilebilir. Kullanım ve temizlik sırasında dikkat edilmesi gereken temel noktalar şunlardır:

  • Splint yemek yerken de kullanılabilir.
  • Temizliği diş fırçası ve su ile yapılabilir.
  • Temizlik sırasında soğuk veya sıcak su kullanılabilir; splint bu nedenle deforme olan bir yapıya sahip değildir.
  • Kullanılmadığı zamanlarda özel bir kutuda saklanması gerekmez. Deforme olmayacağı temiz ve uygun herhangi bir yerde muhafaza edilebilir.
  • Splint takılıyken dişler birbirine bastırılmamalı, çene serbest bırakılmalıdır.
  • Kontrol randevuları hekimin önerdiği şekilde aksatılmamalıdır.

Splintin düzenli ve doğru kullanılması, tedavi sürecinin planlanan şekilde ilerlemesi açısından önemlidir. Kullanım sırasında herhangi bir sorun veya rahatsızlık yaşanması durumunda kontrol randevusunda hekime bilgi verilmelidir.

Splint Kullanma Süresi Ne Kadardır?

Splintlerin kullanma süresi her vakaya göre değişebilmektedir. Eğer eklemde yıkım başlamışsa 1 yıla kadar tam zamanlı kullandırılırken, spazm ve ağrının eşlik ettiği ayrıca eklem konumunun değiştiği vakalarda yaklaşık 6 ay kullanılabilmektedir. Hastalar splintlerini 7/24 kullanmaları gerekmektedir. Çünkü buradaki en büyük problem çiğnemenin kendisidir. Tedavi süresince dişler birbirlerine değmemeli ve böylece baştan yeni bir oklüzyon oluşturmak mümkün olabilmektedir. Full mouth protetik restorasyonlardan önce de tam zamanlı splint kullanımı çok önemli olabilmektedir. Bu amaçla da 1 aydan başlayan ve duruma göre artan sürelerde tedavi öncesi eklemin konumunun ve kasların stabil hâle getirilmesi, sonrasında tüm dişlerin restorasyonu birçok yanlış prosedürü önleyebilir ve çok daha konforlu tedavi imkânı tanıyabilmektedir.

Çene Eklem Rahatsızlıklarında Tedavi Nasıl Yapılır?

Tedavi tek bir işlemden değil, birbirini takip eden aşamalardan oluşur. İlk hedef ağrıyı azaltmak ve eklemi stabil bir konuma taşımaktır. Bu aşama tamamlandıktan sonra dişsel ilişkilerin kalıcı olarak düzenlenmesi gündeme gelir. Hastanın yaş grubu, eklemdeki yıkımın derecesi ve kapanış bozukluğunun şiddeti izlenecek yolu belirler.

Tedaviye Nasıl Başlanır?

Öncelikle detaylı bir kas ve eklem muayenesine ek olarak dişsel kapanış durumu ve 2 boyutlu panoramik değerlendirilmesi ile başlanır. Gerekli durumlarda eklem tomografisi ve MR görüntüleri ile desteklenerek doğru endikasyon konulabilir. Görüntüleme yöntemleri özellikle diskin konumunu ve kemik yüzeylerindeki değişiklikleri ortaya koyduğu için tedavi planının yönünü netleştirir.

Bütüncül Ortodontinin Tedavideki Yeri

Harika bir gülümsemeye sahip olmak sanırım hepimizin hayali. Güzel bir gülüş, doğru bir dişsel kapanış ancak ağrılı bir çene eklemi ise yarım bırakılmış bir tedavi olarak ya da bütüncül olmayan tedavi olarak yorumlamaktayım. İnsan bedeni o kadar harika ki kalp, vücut ve zihin hepsi bağlantılı olarak çalışıyor. Yani eğer dişlerinizde doğru olmayan bir kapanışınız olduğunda bu durumdan ekleminiz, yüz, omuz ve hatta sırt kaslarınız dahi etkilenebiliyor. Bazen de durum tam tersi olabilir. Öncelikle kendi ruhsal durumumuz bedenimizi, postürümüzü ve nefes alışverişimizi etkiliyor. Bu durum çenemizin pozisyonunu, sonrasında ise dişlerimizin konumunu belirliyor ve sonuç yine ağrılı bir boyun ile ağrılı bir eklem oluyor. Tüm bunlar olurken harika bir gülümsemeniz, hatta görünürde ideal bir kapanışınız var gibi gözükebilir. İşte bu nedenle vücudumuzu bütüncül olarak değerlendirmek gerekir. Tedavi planını kurarken yalnızca dişlerin dizilimine bakmak, sorunun kaynağını görmeden yüzeyi düzeltmek anlamına gelir.

Stabilizasyon Tedavisi Sırasında Ağrı Olur Mu?

Süreç boyunca beklenen his ağrı değil, çene bölgesinde duyulan hafif bir basınçtır. Plak doğru ölçüyle hazırlandığında ve temas noktaları düzgün ayarlandığında rahatsızlık vermez. Aksine mevcut çene ağrısı tedavi ilerledikçe kademeli olarak azalır ve hasta ilk haftalardan itibaren farkı hisseder. Kasların uzun süredir taşıdığı gerginlik çözülürken ilk günlerde geçici bir yorgunluk duyulabilir. Bu tablo eklemin yeni konuma uyum sağlamasıyla ilgilidir ve kısa sürede geriler. Ağrının artması ya da plağın belirli bir noktada baskı yapması durumunda kontrol randevusu beklenmeden hekime başvurulmalıdır.

Eklem Splinti Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Eklemdeki kemik yıkımlarının durduğu, stabil bir pozisyonun elde edildiği ve kaslardaki spazmların dengelendiği durum sağlandıktan sonra dental rehabilitasyon sürecine başlanır. Öncelikle eklem splintinin tamamlanmasının ardından oklüzyon ve dişsel ilişkilerin değişmesi beklenir. Genellikle bu durum, tek bir dişin erken teması gibi prematür kontak noktalarının ortaya çıkmasıyla sonuçlanır. Bu aşamada hastanın ihtiyaçlarına göre Antalya ortodonti uygulamaları kapsamında ortodontik tedaviye başvurulabileceği gibi protetik restorasyonlar da tercih edilebilir. Özellikle dişlerin kapanış ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi gereken vakalarda, deneyimli bir Antalya diş hekimi tarafından yapılacak detaylı değerlendirme tedavi planlaması açısından önemlidir. Bazı ileri vakalarda ise durumun ciddiyetine bağlı olarak ortognatik cerrahi önerilebilmektedir. Splint dönemi bittiğinde kazanılan konumun korunması hastanın alışkanlıklarına bağlıdır. Diş sıkma eğilimi süren hastalarda gece kullanımının devam etmesi istenebilir. Düzenli kontroller sayesinde kapanıştaki küçük sapmalar erken fark edilir ve sürecin başa dönmesi engellenir.